“Yaşamı ölüm tanımlar… Yaşam bittiği anda bir anlam ifade etmeye başlar, o ana kadar hiçbir anlamı yoktur; anlamı bastırılmıştır ve bu sebepten dolayı belirsizdir.”
Pier Paolo Pasolini
“Doğum anında sınırları ölüm koyar ve beşiğimiz mezarda durur.”
Joseph Hall
İnsanlar gibi, iki yaşayan ölünün görünümü tamamen aynı değildir. Ancak; bayatlamış et, iskelet kabuk veya kötücül iradeli soyut gölgeler arasında bazı kesin benzerlikler meydana gelmiştir.
Bilinç
Düşünme kabiliyeti, yığınlarla var olan yaşayan ölülerin sahip olduğu bir şey değildir. Akılsız yaşayan ölüler sadece önceden belirlenmiş komutlara uyarlar yada sadece onları harekete geçiren enerjinin yönlendirmesi ile hareket ederler. Bu yaşayan ölülerin bir dış görünümü yoktur; düşüncelerden çalınmışlardır. Yaptıkları hareketlerde neredeyse mekaniktirler ve yapacaklarını tahmin etmek su değirmeninin dönüşünü tahmin etmek kadar kolaydır.
Bir diğer tarafta, bazen bazı yaşayan ölüler aynı zamanda bir yaşayan ölü olan yada sadece kötücül ve zekası olan bir varlığın ajanlarıdır. Bu sebepten dolayı, verecekleri tepkiler ve pozisyonları ile koordinasyonları verildiğinde, akılsız yaşayan ölüler bile korkutucu düşmanlara dönüşebilirler. Ancak, sadece bilinçli yaşayan ölülerin bir dış görünümü ve söz edilebilecek bir psikolojik yapıları vardır.
Zaman ve Ölümsüzlük
Ölümsüzlüğü gerçekten arayacak ve ölümlülük sınırlarının ötesine geçip doğal yaşam döngülerinin çok ötesinde bir var oluşa geçmek isteyecek kadar fanatik olan ölümlülerin çoğu bu uzatılmış zaman ödülünün bir bedeli olmadığını varsayar. Hayat döngülerinde bir geçicilik limiti olmadan, tüm ideallerini ve isteklerini gerçekleştirebileceklerini düşünürler.
Canlılar zamanlarını hayatı yaşayarak ve tecrübe toplayarak, dünya etraflarında değişirken ona ayak uydurup kişiliklerini geliştirerek yaşarlar. Bunun zıttı olarak, yaşayan ölüler zamanın geçişini çok daha farklı görürler. Onlar “var olurlar”, gerçek anlamıyla yaşamazlar. Yaşayan ölü dememizin tek sebebi, onların varlıklarını sadece bize olan zıtlıkları ile algılayabilmemizdir. Yaşam, değişim demektir ancak yaşayan ölüler zaman içinde bir çok şeye katlansalar ve yeni şeyler öğrenseler de nadiren değişirler yada yeni düşünce biçimlerini benimserler. Birkaç nadir istisna dışında bir yaşayan ölünün görünümü düzineler yada yüzyıllar boyunca var olmasına rağmen, yeni tecrübeler edinseler yada yeni durumlarla karşılaşsalar bile değişmez.
Bu esnek olmayan zihinsel yapı bir çok antik yaşayan ölünün deli gibi görünmesine sebep olur. Aslında sadece günümüz dünyasının limitlerinin dışında kalmış olan amaçlar ve tutkular ile hareket etmektedirler. Ne yazık ki mantıkla yönlendirilemeyecek veya değiştirilemeyecek bir çok istek gibi inatçı yaşayan ölülerin istekleri de ancak kesilip atılarak yok edilebilecek yer yer şeytani olan amaçlara dönüşürler. Yeni bir durum karşısına çıktığında canlı bir varlık uzlaşmayı kabul edebilecekken yaşayan ölüler gerçekten hep yaptıkları şey dışında bir şey yapamazlar.
Tutku
Tutku bir seçimdir. Bir kişi tutkulu olarak görünüyorsa, bu kişi seri halinde bazı seçimler yapmıştır. Akılsız yaşayan ölüler konu seçim yapmaya geldiğinde zaten dışarda kalırlar, ancak bilinçli yaşayan ölüler ve tutkuya ne demeli?
Basitçe, tutkulu olma seçimi bir çok yaşayan ölünün tercih ettiği bir şey değildir. Bir çok durumda, söz konusu yaşayan ölüyü harekete geçirmiş olan olay o denli büyük bir değişimdir ki bıraktığı tecrübeler oluşan varlığı kendi imgeleminde canlandırır ve neredeyse her durumda bu olay kötücül bir hareket veya istekten kaynaklanır.
Fakat hareketlerinin sonucunu umursamayan bir şey gerçekten kötücül müdür? Evet tabi ki, ancak kötüyü kötünün adına düşünün – yapacağı hareketlerin korku, yıkım ve ölüm getireceğini görmek ve buna rağmen bunları yapmak. Çoğu zeki yaşayan ölü eski benliklerinden yaptıklarının korkunç şeyler olduğunu anlayacak kadar şey hatırlar. Bazıları suçluluk prangalarını bile hissedebilir, ve hatta hayatta kalan kurbanlarının kaçmasına izin bile verebilirler. Bu hareket genel olarak yaşayan ölü beslenmeye bağımlı ise olur, henüz yeni beslenmiştir ve yeni kurbanının kaçmasına izin verir. Ancak açlık tekrardan yüzeye çıktığına, ki çıkacağı kesindir, yaşayan ölü cömertliği için kendine lanet edebilir ve kaçmasına izin verdiği avını yeniden aramaya başlar.
Hissetme kabiliyetine sahip olan diğer yaşayan ölüler için eğer ki kendilerini önceki yaşamlarından soyutlarlarsa bu yükü kaldırmak çok daha kolaydır. Bu yaşayan ölüler olası kurbanları için sempati beslemezler çünkü bir yakınlık hissemezler aralarında. Bu yaşayan ölülere göre, canlılar artık avdır ve yaşayan ölüler de avcılar. Kurtların yaşlı ve zayıf çoban köpeklerini avlaması gibi, yaşayan ölüler de canlıları avlayabilirler ve sadece “doğal” yaşam zincirinde rollerini yerine getirirler.
Yaratım*
Bir çok yaşayan ölü kendi yaratımını oluşturma yeteneğine sahiptir, ancak yaşayan ölüler kendi “çocuklarına” canlılardan çok daha farklı şekillerde yaklaşırlar. Bazı istisnalar mevcut olsa da (acılı ve tüyler ürpertici bir seremoni ile diğer yaşayan ölüler tarafından isteyerek yaratılan Necropolitanlar gibi) bir çok yaşayan ölü aşağıda tanımlananlarla yakın parametrelere düşer.
Sebepler
Düşük zekalı yaşayan ölüler(shadowlar gibi) yaratımlarını tamamen rastlantı ve kaza eseri ortaya çıkarırlar. Onlara varlık veren lanetin bir parçası dışında, yaratım oluşturmalarının daha yüksek bir sebebi yoktur. Bazen düşük zekalı yaşayan ölüler kendi yaratımlarını besin üzerinde fazla mücadele yaratan bir etmen olarak bile görür ve bu da çarpışmalara yol açar.
Daha yüksek zekalı yaşayan ölüler ise(vampir gibi) sadece amaçlarına hizmet edeceği zaman yaratım oluştururlar. Yaşayan kurbanlar için acı verici bir gerçek ki yaşayan ölüler için yaratım oluşturmak genellikle istedikleri bir şeydir. Sonuç olarak, sadece potansiyel bir “reklamcı”yı ortadan kaldırmakla kalmazlar aynı zamanda da istekli bir müttefik yaratırlar.
Kontrol
Bir kez yaratımlarını oluşturduktan sonra bu “çocuklarına” istedikleri gibi emir verebilirler. Yaratımları üzerindeki güçleri, ölene ve tüm yaratımları serbest kalana kadar devam eder. Yaratımlar da aynı yaratım yapma kapasitesine sahiptirler ve kendi yaratıcıları tarafından yönlendirildikleri gibi onlar da yaratımlarını yönlendirebilirler.
Devasa kontrol ağlarının varlığı yaşayan ölüler arasında az rastlanan bir şey değildir ve bu ağ zinciri kurmuş olan ve hala var olmaya devam eden en yaşlı yaşayan ölüye kadar uzanır. Bu sürekli büyüyen “aile”nin başları olan yaşayan ölüler, bu ağa dahil olanları güçlerini en yükseğe çıkartacak ve bulunup hararetli ölüm avcılarına yem olma ihtimallerini en aşağı çekecek şekilde yönlendirirlerse olağan üstü bir güce kavuşurlar.
Genel olarak limitli bir iradeye sahip olan tüm yaşayan ölüler bir başkasının kontrolünde olmaya hiç hoş bakmasa bile bu durum yaratımlar için geçerli değildir. Yaratıldıkları hareket yaratıcılarına karşı bir hizmet bağı ve bağımlılık oluşturur. Bu komuta bir rahibin “turn veya rebuke” aksiyonları ile bir süreliğine bozulsa da yaşayan ölüler mümkünse eğer yaratıcılarına her zaman geri dönerler.
Bağımlılık
Yaratıcısı ve yaratımı arasındaki ilişkiyi “bağımlılık” olarak adletmek biraz fazla kaçıyor olabilir ancak yaratımlar, yaratıcılarının tüm kaprislerini yerine getirme konusunda asla geri adım atmazlar. Kesin yok olmaya gidiyor bile olsa, yaratıcısının verdiği bir emri daima yerine getirirler.
Ancak bu “bağımlılık” pek iki yönlü çalışmaz. Çoğu zaman bu yaratıcılar büyük bir planın parçası olması yada kullanılabilir bir köle olması dışında yaratımları ile ilgilenmezler. Zeki yaşayan ölüler yaratımlarını tıpkı akılsız yaşayan ölüler gibi görürler – harcanabilir.
Bazı fiziksel bedene sahip olan ve yaratım oluşturabilen yaşayan ölüler(vampir gibi) canlı oldukları dönemdeki ilişkilerine hala bağlıdırlar. Böylece hala yaşamakta olan bazı önemli kişilere karşı bağımlılık beslemeye devam ederler. Bir arkadaş yada sevgili ile olan bağı kaybetme korkusu ile bu özel kişiyi de yaşayan ölüye (kendi yaratımlarına) çevirmek isteyebilirler. Eğer deneme başarılı olursa bu sevgili kişi yaşayan ölü saflarına katılır ancak aralarındaki bağ artık tamamen sanal olarak yaratımın doğası tarafından zorlanmaktadır. Bu “sevgili” artık korkunç, mecburi bir bağlılığın içinde var olmaktadır…
* Canlılarda doğurganlığın yaşayan ölülerdeki çarpık var oluşu. “Spawn” olarak da bilinirler.
Erol “Jake Argent” AKBABA
Konuşan Zar; Fantastik-Kurgu, Bilim-Kurgu ve Rol Yapma Oyunları dergisidir. Her ayın 15'inde internetten yayınlanır. Online olarak okuyabilir, pdf formatında indirebilir ya da sınırlı sayıdaki baskısını RYO etkinliklerinde satın alabilirsiniz. Konuşan Zar sitesindeki ve dergisindeki tüm içerik "
Son Yorumlar