Rol Yapma Oyunları Dergisi

Yaşayan Ölülerin Sosyal Yapısı

Yaşayan Ölülerin Sosyal Yapısı
Bu yazı, Anti-Yaşam Yazı Dizisi‘nin 5. yazısıdır. Serinin diğer yazılarını bulmak için buraya tıklayın.

“Ölüyüm, tamamen ölü; ama kim bunu fark edebilir ki? Kahve evlerini, dans ve gece partilerini işgal ederken kim kendimi gösterdiğim soluk tenli, koyu gözlü ve hazırcevap bir centilmen dışında biri olduğumu düşünebilir ki? Kim, susuzluğumu gidermek için yapıştıklarımdan başka?”

Phenom Marquiz
iyi bilinen sosyal biri

“Akrobatların, tiyatronun arkasında, Deathless Troupe hayli orjinal bir eğlence formu yarattı. Kısmen tiyatro, kısmen opera, Troupe herşeyin mümkün olduğu bir dünya yarattı. Öyle ki, tiyatro da yaşamayanlar kaderlerini anlamaya çalışır…”

Ethena
Ölüler Tiyatrosu’nun sahibi

Yaşayan ölüler her tür yaşayan canlıdan “yaratılabildiği” için, her hangi bir genel kültürleri veya tek bir topluluk biçimleri yoktur. Ancak, yaşayan ölüler hala etraflarında var olan topluluklarla iletişimlerine göre tanımlanabilirler. Ek olarak, çoğu yaşayan ölü gerçek toplumun uç sınırlarında var olsa da, bir kısmı daha kültürlüdür ve daha hassas ve duyarlı olma eğilimindedir.

Toplumdan Bağımsız: Çoğu yaşayan ölü herhangi bir toplumun içinde değildir. Şans yada kötücül güçler sebebiyle harekete geçirilmişlerdir ve mezarın içinde yada etrafında yıllarca dolanırlar. Açlıkları onları ellerine geçirdiğinde ise ellerinden geldiklerince tercih edilen yiyeceklerine ulaşmaya çalışırlar. Bu davranış biçimine en sonunda yok olana kadar devam ederler. Genellikle bu yığını bilinçsiz yaşayan ölüler oluştursa da, zekasından bağımsız olarak, bir çok yaşayan ölü bu temel avcı kimliğindeki varlığa bürünebilir.

Topluluğa Sızanlar: Büyülü yeteneklere sahip olan ve içinde hayatın yer almadığı doğalarını gizleyebilecek olanlar hayatta olan toplumun bir parçası olmayı seçebilirler. Doğal şekilde canlı gibi görünen yaşayan ölüler de bu yolu sık sık tercih eder, özellikle de vampirler. Bu yöntemle, yetiştikleri toplumdan hiç kopmazlar ancak bu maskeyi korumak için temel bazı alışkanlıkları da değişmelidir.

Yaşayan ölüler, hayatta olan toplumla olan bağlarını korumak için birçok sebebe sahip olabilir. Örnek olarak, bir çok yaşayan ölü canlıykende ilişkileri olan ve eğlendikleri şeylerden uzaklaşırsa delireceğini düşünebilir. Ayrıca, yaşayan topluma sızmak bazı yaşayan ölüler için asla bitmeyen bir av kitlesi de sağlar. Bu senaryo –özellikle de vampirler üzerine- o kadar çok oynanmıştır ki, çok az ek açıklamaya ihtiyaç duyar.

Son olarak, zeki yaşayan ölüler yanlızlıklarının giderilmesi veya av kaynağı oluşturması dışında da bazı ihtiyaçlara sahip olabilir. Özellikle Liçler, yaşayan ölü olmayı ölüm gibi basit bir duvarla araştırmalarının bölünmesini istemedikleri için tercih ederler. Bir çok liç kendilerini devasa mezarlarda çok uzun sürelerce hapsetse bile diğerleri toplumla bir bağları olmasını ve en yeni büyüsel araştırmalar ve teorilere erişebilmeyi isterler. Bu “kozmopolitan” yaşayan ölüler, bu korkunç ölüm-yaşam oyununu sadece bu tür kaynaklara ve büyü akademilerindeki üyeliklerine dayanan sebepler ile devam edebilirler.

Normal Üye: Bazı olağan dışı kurgularda, yaşayan ölüler kimliklerini gizlemek zorunda kalmaz ve toplumun normal bir üyesi olabilirler. Yaşayan ölüler nerede av olmadan ve saklanmadan yaşayabilir diye sorabilirsiniz. Bunun materyal boyutta olamayacağı bir gerçek. Ancak bazı boyutlararası düzlemlerde var olan şehirlerde, toplum yaşayan ölülere limitli bir vatandaşlık tanıyabilecek kadar kozmopoiltdir; tabi bu yaşayan ölülerin toplumun kurallarına uymasını ve en önemlisi olarak da toplumun diğer vatandaşlarını avlamamalarını gerektirir. Dış boyutlarda, Sigil(Kapıların Şehri olarak da bilinir) bu tarz tolerasyon konusunda en bilinen yerdir.

Bu tür açık görüşlü şehirlerde bile, bir çok yaşayan ölü şehrin tamamına yasal erişim için çoğunlukla özel bir izne ihtiyaç duyar. Bilinen bir beslenme ihtiyacı olan yaşayan ölüler(özellikle vampirler) belirli bir süre içinde yenilenmesi gereken bir üyelik izni alırlar. Bu izin en azından yılda bir defa yenilenmelidir. Ancak şehre, genel yaşayan popülasyona göre büyük değişiklikler gösterebilir. Bu izin, söz konusu yaşayan ölünün beslenme ihtiyaçlarını verilen süre içinde nasıl karşılayacağının detaylı bir açıklamasını ister. Bu besin ihtiyacının karşılanması sürecinde, şehrin diğer vatandaşlarını, ziyaretçilerini yada şehrin iletişim içinde olduğu diğer toplumları rahatsız etmeyecek yöntemler istenir.

Canlı vatandaşlar, aksini göstermedikleri sürece avlanma konusunda masum sayılırlar. Ancak doğaları bastırmaya müsait olmayan yaşayan ölüler için ilk yardı diğer yöne kayar. Onlara tolere gösteren toplumun açıkça bir üyesi olan yaşayan ölüler, ortalama bir vatandaştan bir adım daha ilerisini yapmalıdır ki uygarlaştırılmış vatandaşlıklarını koruyabilsinler. Kuralları kırmamak ve limitleri aşmamak konusunda oldukça dikkatli olmalıdırlar yoksa yok edilen tek şey vatandaşlıkları olmayabilir.

Yaşayan Ölü Topluluğu: Bazı yerlerde, yaşayan ölüler ve canlılar arasındaki sosyal durum tam tersine dönmüştür. Yaşayan ölüler, tam anlamıyla sosyal yaşamın içine entegre olmuş durumdadır. Market alanının gölgeli bir kısmında yaşayan ölü tüccarlar ürünlerini satarlar, yaşayan ölüler otoriteye hakimdir ve kimileri canlılarla birlikte veya onların yerine altın ve şöhret arayışında maceralara atılabilir.

Diğer yerlerde, yaşayan ölülük toplumun en baskın karakteristiğidir. Sadece bu ölüler toplumun faydalarından yararlanır ve ihtiyaçları karşılanır. Şehrin uzaklarındaki tarım alanlarında, buğday değil ama çoğunlukla insanımsı canlılar yetiştirilir ki beslenme ihtiyacı olan yaşayan ölülerin ihtiyaçları karşılanabilsin. Potansiyel vatandaş zaten yaşayan ölü değilse, bu tür bir topluma girmek genel olarak antiyaşama dönüşümü gerektirir.

Erol “Jake Argent” AKBABA

Yanıtla